Lazer Nedir?

Lazer Nedir?

Laser denince genellikle aklımıza öldürücü, yakıcı, kesici bir ışık gelmektedir. Oysa birçok yeni buluş gibi laser de bir laboratuvar ürünüdür. Laserler, gücü ve cinsine göre yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Laser bugün askeri alandan sanayiye, telekomünikasyondan tıbba kadar son derece yaygın bir kullanıma sahiptir. Laser, ingilizce LIGHT AMPLIFICATION BY STIMULATED EMISSION OF RADIATION kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kelimedir ve özel koşullarda (uyarılmış emisyonla) ışığın güçlendirilmesi anlamına gelmektedir. Yanlış olarak bilindiğinin aksine röntgen ışınları veya radyoaktif ışınlarla uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur. Laser ışığının güneş ışıgı veya bilinen lamba ışığından farkı, onun çok saf( tek renkli) ve yoğunlastırılabilir özellikte olmasıdır. Yani laser ışığı prizmadan geçirilince diğer ışıklar gibi renklerine ayrılmaz, hangi renk girmişse o renk çıkar. Diğer ışıklar, kaynaktan çıkar çıkmaz dağılır; laser ışığı çok uzun mesafelere hiç dağılmadan, yani enerji kaybetmeden gidebilir. Laserin üçüncü bir özelliği ise çok küçük alanlara (mikron düzeyinde, hatta teorik olarak ışığın dalga boyu kadar) yoğunlaştırılabilmesidir. Tıbbi alanda kullanılan laserler 2mW ile 100 Watt arasında değişen güçlere sahiptir. Güçlü laserler cerrahide, güçsüz laserler ise tıbbi tedavi alanında kullanılmaktadırlar. Kliniğimizde de 2-230 mW gücündeki güçsüz laserler kullanılmaktadır. Bunlar Dünya Sağlık Teşkilatının non-risk dediği gruptan laserlerdir ve 20 yılı aşkın kullanımina rağmen bugüne kadar hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır. Laserlerin şimdiye kadar 20’yi aşkın olumlu etkisi saptanmıştır. Bunlardan bazilarını şöyle sıralıyabiliriz:
1. Yeni hücre yapımının artırılması (rejenerasyon),
2. Işınlanan bölgede kan dolaşımının ve yeni damar oluşumunun artırılması,
3. Güçlü ağrı kesici ve antienflamatuar etki,
4. Lenfatik dolaşımı artırıcı, ödem çözucü etki,
5. Vücut savunmasında önemli yeri olan beyaz kürelerin mikrop yeme (fagositoz) yeteneğinde artma,
6. Yine savunmada önemli olan immünglobulinlerin sentezinde artma,
7. Kas spazmını çözücü etki,
8. Kemik iliğini uyararak kan yapımının artırılması,
9. Kırık iyileşmesinin hızlandırılması,
10.Hasarlanmış sinirlerde yenilenmenin artırılması, Sinir iletimini artırma.
11.Virüs öldurücü etki,
12. Hücresel bazda ATP sentezinin artırılması ve membran permeablitesi üzerinde düzenleyici etki.
13.Akupunktur uygulamasında altın iğneye benzer etki v.s.
Görüldüğü gibi laserler asağı yukarı hücrenin, dolayısıyla da doku veya organların bütün fonksiyonları üzerinde genelde düzenleyici bir etkiye sahiptirler. Bu nedenle de birçok hastalığın tedavisinda başarıyla kullanılabilirler. Ben çalışma alanı olarak NÖROLOJİ, ROMATOLOJİ VE ALLERJİ alanını seçmiş bulunmaktayım. Bu alandaki hastalıkların birçoğunun tedavisinde BATI TIBBI son derece yetersiz kalmaktadır. Oysa laser veya akupunktur bu konuda çığır açacak etkinliğe sahiptir. Örneğin özellikle 15 yaş ve asağısındaki astım %98 başarıyla 10-15 seansta ve ilaçsız tedavi bobrek kanseri edilebilmektedir. Ameliyat gerektirecek şiddetteki BEL FITIĞI, 12-35 seansta anatomik iyilik sağlıyacak düzeyde tedavi edilebilmektedir. Bu konuda bilimsel gelişmelerin merkezi olması gereken Tıp Fakülteleri ne yazıkki konuyla yeterince ilgilenmemektedir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: